Yaşamaya Acemiyiz Biz..

Yaşamak deyince aklınıza ne geliyor? Benim ilk aklıma gelen hayallerim. Geleceğimle ilgili beklentilerim. Aşktan, iş hayatımdan vs. Beginners'taki karakterler aşkla ilgili sorunu olan ve aşkı yaşamaya acemi insanlar. Yıllarca gay olduğunu bile bile hetero bir hayat yaşamaya çabalayan bir adam, ilişkilerini sürdürememekten korktuğu için denemekten kaçan oğlu ve babasıyla sorunları olan kız arkadaşı etrafında dönüyor hikayemiz. 75 yaşında kendini yaşamaya karar veren bir adamın son yıllarını ve onun değişiminin oğlu üzerindeki, düşünsel etkilerini izliyoruz.

Bir an düşündüm, acaba çok alakasız bir yerden mi girdim diye. Ama filmin bana hissettirdikleri bunlar. Kendini olduğu gibi yaşamaya korkan ama denemeye karar veren çaylaklar görüyorum afişe bakınca. 

Beginners, belgeselleriyle adından söz ettiren Mike Mills'in kaleminden çıkmış bir öykü. Yönetmen koltuğunda da oturan Mills'i Tilda Swinton'lı Thumbsucker (2005) filmiyle tanıdım. Beginners, yönetmenin ikinci uzun metraj filmi. 

Ewan McGregor, Christopher Plummer ve Mélanie Laurent'in başrollerini paylaştığı film Plummer'a Oscar Ödülleri ve Altın Küre dahil bir çok törende ödül kazandırdı. Bana göre usta oyuncunun en iyi performansı değildi, fakat homofobik dünyamızda homoseksüel bir karateri canlandırmak bir süre daha yere göğe sığdırılamayacak gibi duruyor. Plummer da bunun meyvesini yemiş çok mu?Bu filmde, Mélanie Laurent'i izlemek bana ayrı bir keyif verdi. Inglourious Basterds'taki Shosanna karakteriyle gönlümü fetheden güzel yıldız yine asil ve büyüleyiciydi. 

Filmdeki modern romantizm, kanser hastası bir birey ve babasıyla sorunları olan yetişkinleri ele almasına rağmen acıtasyona kaçmayan senaryo, filmin huzurlu atmosferini destekleyici piano tınıları Beginners'ı izlemek için göz ardı edilmemesi gereken ayrıntılar. Bağımsız yapımlardan hoşlananlar için biçilmiş kaftan, iyi seyirler...

Bugün Günlerden...


Nora Ephron!

Ben de biliyorum 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olduğunu. Hatta bunun tek gün değil Gençlik Haftası dediğimiz haftayla kutlanması gerektiğini, gençlerin gününün gençlerin isteklerine göre şekillenmesi gerektiğini vs. Ama sonuçta bu bir sinema blogu, bu bloga göre de bugün günlerden Nora Ephron!

Kendisinin doğum günü bugün. Romantik komedi türünün klasiklerinden olan When Harry Met Sally ve son filmi Julie and Julia tavsiyemdir... Gün onun günü olunca Film ve Dizi Müzikleri bloguma da ilgili bir yazı girdim ve filmlerinin soundtracklerinden küçük bir seçki yaptım (http://goo.gl/zNtew).

İlla gençlikle ilgili de iki kelam et derseniz...

Gençlik ve Spor Bayramı diyoruz bugüne. Gençlik deyince sorunlar geliyor bir çoğumuzun aklına. Peki gençliğin sorunlarını anlatan bir film deyince? Benim ilk aklıma gelen Breakfast Club mesela. Yerli yapımlardan aklıma "gençlik sorunları" temalı bir yapım gelmedi maalesef. Sinema da birçok alan gibi gençleri görmezden geliyor. Gördüğü zaman da onları küçük gören, iç dünyalarına inemeyen kalitesiz filmler yapıyorlar çoğu zaman. Varsa aklınıza gelen kaliteli örnekler benle de paylaşın, belki fikrim değişir bu sayede.

Hepimizin 19 Mayıs'ı kutlu olsun, iyi hafta sonları...

 


Sinemahşer bu ay İstanbul & Istanbul'da!

Şehir ve yaşam dergisi İstanbul & Istanbul, bloglarla ilgili bir köşelerinde bu ay Sinemahşer'e de yer verdi. Her ay inceleyip beğendiğikleri 5 bloga yer veren dergi hem Türkçe hem de İngilizce.

Mayıs ayında bir sayfalarını bana ve bloguma ayıran ekibe teşekkürler. Bana ulaşmış olmaları ve Sinemahşer'i dergide yayınlamaya değer bulmaları, iş yoğunluğum nedeniyle bloguma istediğim önemi veremediğim şu günlerde ilaç gibi geldi. 

3 senedir yayın hayatına devam eden dergiyi D&R, Remzi Kitabevi gibi yerlerden satın alabilir, Dijimecmua üzerinden okuyabilirsiniz.

Wes Anderson'dan İlk Aşk

Sinema dilini sevdiğim isimlerden biri: Wes Anderson. Onun sıcacık, mizahtan ve dramdan aynı tonda beslenen filmlerinden biri daha yolda: Moonrise Kingdom.

Oyuncular arasından olmazsa olmaz Bill Murray'nin yanı sıra Bruce Willis, Edward Norton, Tilda Swinton ve Jason Schwartzman var. Küçük bir kasabada geçen bir ilk aşkı kaybolma öyküsüyle bizlerle buluşturan film, Cannes Film Festivali'nin açılış filmi. 25 Mayıs'ta ülkemizde de gösterime girecek.

Filmin fragmanı:





Vizyon, True Blood Falan Filan...

Hayatımın son döneminde değişiklikler oldu. Artık çalışmaya başladım. Ve yoğun bir iş dönemine girdim. Haliyle bloglara yazmaya pek vakit bulamadım bu aralar. Ama sinemadan uzak kalmadım, aksine sinema dolu bir haftayı geride bıraktım.

Salı gecesi Sundance'dan ödülle dönen Can filminin galasındaydım. Gala, Beyoğlu Sineması'nda gerçekleştirildi. Can, son yılların başarılı yerli yapımları arasında sayılacak bir film. Hikayesi, müzikleri ve oyuncu performansları takdir edilesi. Acıtasyona yer vermemesi önemli, tek sorunu başlardaki kurgu aksaklığıydı. Vaktim olursa daha ayrıntılı bir yazı yazmak istiyorum. Bugün sinemalarda, izleyin derim.

Bu hafta önceden izleme şansı bulduğum tek film değil kendisi. Dün akşam da ülkesi Fransa'da izlenme rekorları kıran Intouchables filminin ön gösterimindeydim.Filmin bluray'ı bile nete düştü, ne öngösterimi dediğinizi duyar gibiyim. Intouchables, keşke internette tüketilmeseydi dediğim filmlerden. Sinemada izlemenizi ve hakkını vermenizi umut ediyorum. Dokunaklı bir hikayeyi mizahi bir uslupla, dostluk paravanı altından anlatan film keyifli saatler vaat ediyor. Konusunun dramatikliğine aldatıp gitmememezlik etmeyin!

Bunlar bir yana bir de dizi mevzusu var bilindiği üzere... Şu aralar sezon sonlarını beklediğim diziler dışında True Blood için geri sayıma başladım. 10 Haziran'da başlayan dizinin yayınlanan posterlerini şu linkten bulabilirsiniz. 

Bu akşam bana Eskişehir yolu gözüktü, iyi hafta sonları!

         

Powered by Blogger