Beyazperdedeki Harry Potter

Edebiyat dünyasında fenomen haline geldikten kısa bir süre sonra beyazperdede de gövde gösterisinde bulunan Harry Potter'ın ertelenen son filmi Melez Prens 15 Temmuz'da severleriyle buluşacak. Geçtiğimiz günlerde galası yapılan filmin macerasına baştan sona bir göz atalım istedim.

HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI

J.K.Rowling'in hayatını değiştiren ve onu dünyanın en çok kazanan kadınları arasına sokan roman serisi Harry Potter'ın kitap satışları ve gün geçtikçe büyüyen hayran kitlesi karşısında yapımcıların sessiz kalması beklenemezdi tabi. Serinin ilk kitabı olan Harry Potter ve Felsefe Taşı 2001 yılında sinemaseverlerle buluştu. Filmin yönetmeni Evde Tek Başına ve Evde Tek Başına 2 filmlerinden tanıdığımız Chris Columbus'tu. Harry Potter'ı Daniel Radcliffe, Hermione Granger'ı Emma Watson ve Ronald Weasley'i Rupert Grint canlandırırken onlara Alan Rickman (Severus Snape),Robbie Coltrane (Rubeus Hagrid),Richard Harris (Albus Dumbledore),Maggie Smith (Minerva McGonagall) gibi değerli oyuncular eşlik ediyordu.

Annesi ve babasını öldüren Adı-Anılmaması-Gereken-Kişi'nin(Lord Voldemort) saldırısından sağ çıkabilen tek kişi olan Harry Potter 11 yaşına kadar hiçbir şeyden habersiz bir şekilde ona çok kötü davranan teyzesi ve eniştesiyle yaşamıştır. 11 yaşına geldiğinde aslında bir büyücü olduğunu ve Hogwarts Büyücülük Okulu'na davet edildiğini öğrenir. Kısa zamanda Hermonie ve Robert ile yakın arkadaş olan Harry, ailesinin katili Voldemort'un sonsuz yaşam veren felsefe taşını ele geçirmesini engellemek zorundadır.

Kitabın da vazgeçilmezlerinden olan Quidditch oyununa ait nefes kesici sahneler içeren ve kitaba oldukça sadık kalan bir uyarlama olan ilk film Harry Potter'ın beyazperde macerasında romanın takipçilerini memnun ettiği gibi serinin devamına dair merak uyandırdı ve yeni Harry Potter hayranları kazanılmasını sağladı.



HARRY POTTER VE SIRLAR ODASI

Hogwarts'a geri dönmek için can atmakta olan Harry, kendisini okulundaki tehditle ilgili uyarmaya gelen ev cini Dobby'yi dinlemez ve kendini yalnız hissetmediği tek yer olan okuluna ve arkadaşlarına döner. Ancak görünen o ki Dobby haklıdır ve Harry okuldakileri taşa çevirmeye başlayan esrarı çözmek için birçok tehlikeli işe girişir. Üstelik borulardan gelen bu sesi bir tek Harry duyduğu için yaşananlarla ilgili olarak kendisinden şüphelenilmektedir.

İlk filmin tatmin edici başarısından sonra çekirdek kadronun korunduğu ikinci filmin çekimlerine çok geçmeden başlandı. Yönetmen koltuğunda yine Chris Columbus vardı. Kitap gibi film de ilkinden oldukça renkliydi. Bu renklilikte yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası, kendini beğenmiş Gilderoy Lockhart'ı canlandıran Kenneth Branagh'ın pabüyüktü. Filmde yer alan dev örümcek Aragog ve yavrularıyla mücadele sahnesi ve Harry'nin dev bir yılanla mücadele ettiği sırlar odası filmin bize sunduğu görsel harikalardan sadece bir kaçı.


HARRY POTTER VE AZKABAN TUTSAĞI

Chris Columbus'un düz ve kitaba sadık anlatımından sonra serinin başına Meksikalı Alfonso Cuarón getirtildi. Kendisine teklif gelene kadar hiçbir kitabı okumamış olan Alfonso Cuarón'nun filmi birçok kişiye göre serinin en başarılı halkası kabul edildi.

Yeni filmin soru işaretleriyle dolu olmasına neden olan Azkaban kaçağı Sirius Black'i Gary Oldman'ın canlandırması ve seriye dahil olması da Harry Potter serisini beyazperde macerası için oldukça memnuniyet vericiydi. Tibet'te Yedi Yıl filminden hatırlayacağınız David Thewlis'in Profesör Lupin olarak karşımıza çıkması da başka memnuniyet verici ayrıntıydı filme dair.Ama üzücü bir kayıp da vardı ki ilk iki filmde Dumbledore'u canlandıran Richard Harris'in vefatı. Bu nedenle 3. film itibariyle Dumbledore'u Michael Gambon canlandırdı.

Büyücüler dünyasında olduğumuzu fazlasıyla hissetmemizi sağlayan ruh emicilerin, şamarcı söğütün ya da bağıran barakanın tasvirleri de oldukça başarılı bulundu. Film boyunca Sirius Black'in kim olduğunu anlamaya çalıştık biz de Harry Potter gibi. Black'in, Potter ailesine ihanet edip ölümlerine sebep olan kişi olduğu doğru muydu? Black'in ilan etmiş olduğu gibi en büyük amacı yarım bıraktığı işi bitirmek için Harry'yi öldürmek miydi?

Harry'i bekleyen daha öncekinden daha eğlenceli, fantastik ve bir o kadar da tehlikeli öğrenim yılını geniş açılı çekimler ve hızlı kamera kullanımlarıyla beyazperdeye en iyi şekilde yansıtan yönetmenin filmi kimilerine göre de fazla karanlık bulundu. Filmin ve romanın hayran kitlesinin geniş yaş aralığı düşünülürse bir bakıma küçük hayranları nedeniyle doğru bir eleştiriydi bu. Fakat benim gibi lise çağındaki (2004 te liseye başlamıştım) hayranları için de fazlasıyla keyif vericiydi bu daha karanlık Harry Potter filmi.

HARRY POTTER VE ATEŞ KADEHİ

Alfonso Cuarón'nun başarılı filminden sonra seri yine yönetmen değiştirdi ve ilk kez İngiliz bir yönetmene emanet edildi. Mike Newell, aksiyon, aşk, gerilim gibi farklı türlere ait filmlerinden kazandığı tecrübelerle Harry Potter'in bu zorlu etabını başarıyla geçti. Kahramanlarımızın ergenliğe girmesiyle ilk aşk sancılarını ve heyecanlarını yaşadıkları bu bölümde Harry Potter'ın ezeli düşmanı Voldemort da Ralph Fiennes'in vücüdunda ete kemiğe bürünüyordu. Kızıl Ejder, Örümcek gibi filmlerde canlandırdığı hastalıklı karakterlerle de bilinen Ralph Fiennes, serinin hayranları tarafından da doğru bulunan bir seçimdi.

Kadroya katılan tek yeni isim Ralph Fiennes değildi tabi. Yalan haber uzmanı gazeteci Rita Skeeter'ı canlandıran Miranda Richardson da rolünde gayet başarılıydı. Harry Potter'ı beklenmedik bir şekilde Üç Büyücü Turnuvası'na katılmasıyla ilgili sıkıştırdığı yetmiyormuş gibi aslında Cho Chang'e platonik duygular besleyen Harry'nin Hermonie ile aşk yaşadığını da iddia ediyordu. İlerleyen bölümde yine bizle beraber olacak olan Deli Göz Moody'i ise usta oyuncu Brendan Gleeson canlandırıyordu.

Ejderhayla mücadele, kara göldeki sualtı etabı ve şekil değiştiren bir labirentte geçen finaliyle Üç Büyücü Turnuvası filmin süresini epey uzattığı için yönetmen filmi Kill Bill gibi iki bölüm çekip peş peşe gösterime sokmak istese de yapımcıları ikna edememiş ve Hermonie'nin ev cinlerini kurtarma girişimleri gibi kitapta yer alan bazı kısımları çıkarmıştı. Son olarak serinin bu bölümünde Cedric Diggory'i canlandıran Robert Pattinson şu günlerde Alacakaranlık serisi sayesinde Harry Potter kadar popüler olmuş durumda, belirtelim.

HARRY POTTER VE ZÜMRÜDÜANKA YOLDAŞLIĞI

Geçtiğimiz aylarda gösterime giren State Of Play filminin aynı isimli diziden esinlenildiğini okumuş muydunuz? İşte bu dizinin yönetmeniydi yeni Harry Potter macerasının yönetmeni David Yates. Filmin başına getirildiğinde birçok tedirginliğe de neden olmuştu sinemada deneyimsiz görülebilecek bir yönetmenin böylesine büyük bir projenin başına geçirilmesi. Ancak Yates seriyi başarılı bir şekilde sinemaya aktardı.

Yeni filmde Voldemort, Ölüm Yiyenleri başta olmak üzere ordusunu geri topluyordu. Bir önceki filmde onunla mücadele eden Harry, Sihir Bakanlığı'nın her şeyi örtbas etme çabaları yüzünden yalancı biri olarak görülüyordu. Fakat ona inananlarla Zümrüdüanka Yoldaşlığına destek olabilmek için Dumbledore'un Ordusu'nun kurdu. Bu da aksiyonun artması demek oluyor haliyle. Aksiyon kadar aşk da epey dozunu yükseltiyor yeni filmde. İlk öpüşmesini yaşayan kahramanımız Harry kadar Ron ve Hermione arasındaki çekim de daha çok fark edildi bu filmde.

Önceki filmlere nazaran Sihir Bakanlığı'nın başta Hogwarts olmak üzere yaptığı baskılar filmde politik alt metinlerin olduğuna da bir işaret. Yeni Karanlık Sanatlara Karşı hocası ve başmüfettiş Dolores Umbridge'i canlandıran Imelda Staunton öğrencilere kök söktürüyor tabir-i caizse.

Filmin en büyük sürprizlerinden biri de Ölüm Yiyen olarak karşımıza çıkan Helena Borham Carter'dı.

VE MELEZ PRENS

Yeni filmde yönetmen değişikliğine gidilmediği gibi son filminde yoğun programı nedeniyle yer alamayan, serinin kadim senaristi Steve Kloves tekrar ekibe dahil oldu. Kahramanlarımızı canlandıran genç oyuncular gibi serinin hayran kitlesinin bir kısmı da seriyle beraber büyüdü bu uzun yolculukta. Ancak Harry Potter son kitabının çıkışındaki heyecan her yeni film çıktığında da aynı şekilde sürmeye devam ediyor.

Harry Potter ve Melez Prens'te Harry, "bu kitap Melez Prens'e aittir" yazılı bir kitap bulur. Kitabı incelemeye başlayan Harry, Dumbledore'un yardımlarıyla, düşmanı Voldemort ile son savaşa girmeden önce onun geçmişi hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlar.

Filmin bir önceki kadrosundan Gary Oldman yok, kendisinin canlandırdığı Sirius Black karakteri bilindiği üzere bir önceki filmde öldü. Ama bir önceki filmde gördüğümüz birçok ismin yanısıra kurt adam Fenrir Greyback rolünde Dave Legeno ve Draco Malfoy'un annesi Narcissa Malfoy rolünde Helen McCrory'i izleyeceğiz.

Aynı ekip yine David Yates'in yönetimde Ölüm Yadigârları’nın çekimlerine başladı. Bu kez Mike Lewell'in ortaya attığı fikir uygulanacak yani 2 bölüm halinde izleyeceğiz son filmi. Melez Prens içinse yazının başında da belirttiğim gibi 15 Temmuz'u beklememiz gerekiyor.


1 Response to "Beyazperdedeki Harry Potter"

  1. Adsız says:

    teşekkürler, bir resim arıyordum çok yararlı oldu

Yorum Gönder

Powered by Blogger