Rosemary's Baby (1968)
10 Şubat 2010 Çarşamba
20:51
Etiketler: Gerilim-Dram , Mia Farrow Filmleri , Rosemary's Baby (1968) , Sine-Yorum , 4 Yorum
Etiketler: Gerilim-Dram , Mia Farrow Filmleri , Rosemary's Baby (1968) , Sine-Yorum , 4 Yorum
Bir sinemaseverin izlemesi gereken filmler bitmez. Klasikler, kültler vs. Benim gibi vizyonu takip etmeye çalışan bir sinemaseverseniz eğer, vakit bulup izlemek zor olur. Ama elden geldikçe, seviyeme uygun olarak izlemeye çalışıyorum eski filmleri. Şimdiye kadar “doğru zamanı” buldurmakta iyiydim de, izlediğim her filmin hakkını verdiğimi ve boşa harcamadığımı düşünüyorum. “Doğru zaman” önemli bence… Bir filmdeki sinema dokusunu okuyup anlayabilmek için belli başlı olguları oturtmuş olmak gerekir. Ben “izleme” kısmında oturtsam da “yazma” kısmında yürümem gereken çok yol var tabi.
Lafa böyle girmemin sebebi yazacağım bu yazıya nasıl başlayacağımı bilememem. Klasik ya da kült bir filmi izlemeye oturduğumda yaşadığım o heyecan, belki acemice ama tarif edilemez de bir mutluluk. Filmin büyüsüne öyle kapılıyorum ki son 15 yıla ait bir filmi izlerkenki halimden eser olmuyor. Yazmaya, yorumlamaya kıyamıyorum sanırım bu sinemanın bugünlere gelmesinde emeği geçen filmleri. Kim bilir belki bundan 50 yıl sonra günümüzün iyi filmlerini izleyen sinemaseverler de benim yaşadıklarımı yaşayacaklar…
Aslında yorumlamaya çalıştığım film “Rosemary’nin Bebeği” çok da eski bir film değil ama sinema tarihinde önemli bir yere sahip. Filmin yönetmeni Roman Polanski, son zamanlarda adını hoş haberlerde duymadığımız bir yönetmen. Ben kendisini 2002 yapımı Oscar’lı filmi “Piyanist” ile tanıdım. O zamanlar benim zamanındaki adıyla LGS şimdiki SBS ye hazırlanıyorum… Sinemaya her hafta gidiyorum, amaç sadece film izlemek, öyle filmler hakkında çok fazla kafa patlatmak yok. Zaten şurada yazmaya başlayalı iki yıl bile olmadı, bu kadar zorlanmam normal. Neyse filme dönelim…
Roman Polanski’nin 1968 yapımı "Rosemary’nin Bebeği" filmini izleyebildim sonunda. Film, ünlü yönetmen için trajik bir öneme sahip. Polanski’nin hamile eşi Sharon Tate bu film gösterime girdikten bir yıl sonra “Manson Ailesi” tarafından katledildi. Çektiği film nedeniyle Polanski zan altında kaldı.
Christopher Komeda’nın harika müziği eşliğinde başlayan “Rosemary’nin Bebeği”, kocasının “yükselme hırsı” yüzünden şeytanın oğlunu doğurmak zorunda bırakılan masum bir annenin dramatik hikayesi. Filmin geneline hakim olan hikaye bu olsa da film insan ilişkilerinde yok olmaya yüz tutmuş güven olgusunu da bazen komşulukla bazen doktor-hasta arasında bazen de evlilik paravanında inceliyor. Rosemary’nin etrafında olup biten “şeytani” işleri fark etmesi yavaş yavaş işleniyor ve gerilim yanı da kan revan içindeki ölümlere yer vermeden her insanda baş gösteren kötülüğü salt bir şekilde bizlere yansıtarak yükseliyor.
Filmin türünün önemli yapıtlarından olmasında Polanski’nin Ira Levin’in romanını başarılı bir şekilde işlemesi ve gerilimle dramı harmanlaması en büyük etken. Polanski’nin filmde sağlamayı başardığı bütünlüğün ayrılmaz bir parçası olan ve çeşitli sahnelerde kulağımıza çalınan Christpoher Komeda’nın eşsiz müziği, masum anne Rosemary rolünde Mia Farrow’un ve ben merkezli koca rolünde John Cassavetes’in performansları da alkışı hak eden unsurlar. "Rosemary’nin Bebeği", gerçek bir sinefil olmak istiyorsanız izlemeniz gereken filmlerden. Keyifli seyirler…
NOT: daha önceki kaydımın görüntülenmesindeki sorunu çözemediğimden bir kez daha yayınlamak zorunda kaldım, sevgiler...



.jpg)

Benden önce incelemişsin helal olsun :))
pek inceleme yazısı gibi olmadı ama sağol :)
O yolu o kadar güzel yürüyorsun ki; o kadar sevgiyle bağlısınki sinemaya, bu samimiyetin geçiyor okuyucuya merakın olmasın... O gün kısacık cümlelerine o yorumu yazarken hissetmiştim içtenliğini... Bir işi bu kadar severek ve karşılıksız yapmak gelecekte neler olacağını da hissettiriyor insana... Sanırım yakın bir geleceğin, hatırı sayılır sinema yazarlarından birinin ayak sesleri bunlar... Çok keyifle okudum yine.
sevgili buraneros, yorumun beni o kadar mutlu etti ki.. arada kırılan hevesim senin içten yorumun gibi yorumları okuyunca eskisinden daha da kuvvetli bir hal alıyor.. çok çok teşekkür ederim, sevgiler :)